INTERNATIONAL JOURNAL OF SOCIAL HUMANITIES SCIENCES RESEARCH (JSHSR)

Summary


KÜRESEL SALGINDAN İÇ MİMARİ ÇIKARIMLAR: BOŞU TASARLAMAK ve BOŞLUK KÖRLÜĞÜNDEN KURTULMAK

COVID-19 pandemisi ile başlayan ‘Yeni Normal’ hayatın dayattığı normlar ile pandemi öncesi hayata dair normlar arasındaki kopuş, pek çok alanda olduğu gibi iç mimarlık disiplini bağlamında da değişimlerin yaşanması gerektiğini gözler önüne sermiştir. Hayatı eve sığdırma mecburiyetiyle karşı karşıya kaldığı an, fiziksel çevreden izole olmayı tercih eden insanın uzun soluklu bir süreç geçireceği mekâna kendisinin dahi sığamaz hale geldiği kavranacaktır. Başta eylem destek elemanları olmak üzere tasarlanmış tüm nesnelerle kurulmuş kompozisyonların yerleştiği iç mekânların, kullanıcılarına yaşayabilecekleri, kavrayabilecekleri hem fiziken hem zihnen var olabilecekleri bir boşluğu bırakmadığı fark edilmeye başlamıştır. Mekân tasarlama eyleminin doluyu inşa etme üzerinde ilerleyen temsiliyet akışındaki yanılgılar, pandemi ile birlikte hayata geçen Yeni Normal aracılığıyla görünür hale gelmiştir. Mekânın sınırlandırılmış bir boşluk olduğu ve bu boşluğun nesnelere sahnelik yapmaktan öte, varoluşsal anlamıyla da kendini ifade eder hale getirilebileceği gerçeği ile bir kez daha yüzleşilmiştir. Mekân, eylem destek elemanlarıyla donatılan bir hacim değil, tasarlanmış boşluğuyla kullanıcısının eylemselliğine destek veren bir yapay tabiattır. Bu kavrayış, Yeni Normal ile başlayan yeni iç mekânların gelişme süreci, iç mimarlık disiplininin de yeni cevaplar bulmasını zorunlu hale getirmiştir. İç mekân tasarımı artık dolunun ve doluluğun varlığı ile gösterilecek hünerli bir eylem olmanın ötesine geçerek, boşun ve boşluğun hem fiziksel hem duygusal işlevine dair potansiyelini kavramanın ve kavratmanın peşine düşmelidir.



Keywords
Pandemi, Mekân, İç Mimarlık, Mobilya, Tasarım

References