INTERNATIONAL JOURNAL OF SOCIAL HUMANITIES SCIENCES RESEARCH (JSHSR)

KÜRESEL SALGINDAN İÇ MİMARİ ÇIKARIMLAR: BOŞU TASARLAMAK ve BOŞLUK KÖRLÜĞÜNDEN KURTULMAK
(INTERIOR ARCHITECTURAL CONSEQUENCES OF GLOBAL EPIDEMIC: DESIGNING THE VOID AND BE RECOVERED FROM THE VOID BLINDNESS )

Author : Ayşegül DURUKAN  & Özkal Barış ÖZTÜRK  
Type :
Printing Year : 2020
Number : 56
Page : 1962-1968
    


Summary

COVID-19 pandemisi ile başlayan ‘Yeni Normal’ hayatın dayattığı normlar ile pandemi öncesi hayata dair normlar arasındaki kopuş, pek çok alanda olduğu gibi iç mimarlık disiplini bağlamında da değişimlerin yaşanması gerektiğini gözler önüne sermiştir. Hayatı eve sığdırma mecburiyetiyle karşı karşıya kaldığı an, fiziksel çevreden izole olmayı tercih eden insanın uzun soluklu bir süreç geçireceği mekâna kendisinin dahi sığamaz hale geldiği kavranacaktır. Başta eylem destek elemanları olmak üzere tasarlanmış tüm nesnelerle kurulmuş kompozisyonların yerleştiği iç mekânların, kullanıcılarına yaşayabilecekleri, kavrayabilecekleri hem fiziken hem zihnen var olabilecekleri bir boşluğu bırakmadığı fark edilmeye başlamıştır. Mekân tasarlama eyleminin doluyu inşa etme üzerinde ilerleyen temsiliyet akışındaki yanılgılar, pandemi ile birlikte hayata geçen Yeni Normal aracılığıyla görünür hale gelmiştir. Mekânın sınırlandırılmış bir boşluk olduğu ve bu boşluğun nesnelere sahnelik yapmaktan öte, varoluşsal anlamıyla da kendini ifade eder hale getirilebileceği gerçeği ile bir kez daha yüzleşilmiştir. Mekân, eylem destek elemanlarıyla donatılan bir hacim değil, tasarlanmış boşluğuyla kullanıcısının eylemselliğine destek veren bir yapay tabiattır. Bu kavrayış, Yeni Normal ile başlayan yeni iç mekânların gelişme süreci, iç mimarlık disiplininin de yeni cevaplar bulmasını zorunlu hale getirmiştir. İç mekân tasarımı artık dolunun ve doluluğun varlığı ile gösterilecek hünerli bir eylem olmanın ötesine geçerek, boşun ve boşluğun hem fiziksel hem duygusal işlevine dair potansiyelini kavramanın ve kavratmanın peşine düşmelidir.



Keywords
Pandemi, Mekân, İç Mimarlık, Mobilya, Tasarım

Abstract

The rupture between the norms imposed by the 'New Normal' life that started with the COVID-19 pandemic and the norms about life before the pandemic, reveals that there should be changes in the context of interior design discipline as in many other fields. It will be understood that the person who prefers to be isolated from the physical environment, when she or he faces the obligation to fit her life into the house, will not even fit into the place where she will go through a long-term process. It has begun to be noticed that the interior spaces where the compositions, which are formed with all the objects designed to be active support elements, do not leave a gap where they can live, grasp, and exist both physically and mentally. The illusions in the flow of representation, that progress over the construction of the mass, during the act of designing the space, became visible through the New Normal, which came to life with the pandemic. It is once again confronted with the fact that space is limited space, and that this space can be made expressive in its existential sense, rather than just staging objects. Space is not a volume equipped with action support elements, but an artificial nature that supports the user 's activities and movements with its designed space. This understanding has made it necessary for the interior architecture discipline to find new answers, as well as the development process of new interiors, which started with the New Normal. The interior design should now go beyond being a talented action to be demonstrated by the presence of the mass and fullness, pursuing to grasp and comprehend the potential of the void and emptiness, both in physical and emotional function.



Keywords
Pandemic, Space, Interior Architecture, Furniture, Design